Popüler İçerik

left direction
right direction

AFYON'DA KARAÇAY-MALKAR TÜRKLERİNİN VARLIĞI

  • PDF

Bugün yeryüzünde yaşayan Türk kökenli insanların sayısı 200 milyonu aşmaktadır. Bunların 500.000 kadarını Karaçay-Malkar Türkleri teşkil eder. Türkiye’de yaklaşık 20-30 bin Karaçay Türk’ü yaşamaktadır. Afyon ilimizde yaşayan Karaçay-Malkar Türklerinin sayısı 5000 kadardır. Bugün yeryüzünde yaşayan Türk kökenli insanların sayısı 200 milyonu aşmaktadır. Bunların 500.000 kadarını Karaçay-Malkar Türkleri teşkil eder. Türkiye’de yaklaşık 20-30 bin Karaçay Türk’ü yaşamaktadır. Afyon ilimizde yaşayan Karaçay-Malkar Türklerinin sayısı 5000 kadardır. Karaçaylılar ve Malkarlılar birbirinden farklı dile, kültüre ve tarihe sahip iki ayrı halk değil, tersine aynı dil, kültür ve tarihi paylaşan bir Türk boyudur. Karaçay ve Malkar adları bu Türk boyunun yaşadığı iki coğrafi bölgenin adıdır. Sovyet politikası gereği ikiye bölünerek ayrı cumhuriyetlere bağlanmıştır.

 

KARAÇAY-MALKAR [BALKAR] TÜRKLERİNİN KÖKLERİ

Bugün yeryüzünde yaşayan Türk kökenli insanların sayısı 200 milyonu aşmaktadır. Bunların 500.000 kadarını Karaçay-Malkar Türkleri teşkil eder. Türkiye’de yaklaşık 20-30 bin Karaçay Türk’ü yaşamaktadır. Afyon ilimizde yaşayan Karaçay-Malkar Türklerinin sayısı 5000 kadardır.

Karaçaylılar ve Malkarlılar birbirinden farklı dile, kültüre ve tarihe sahip iki ayrı halk değil, tersine aynı dil, kültür ve tarihi paylaşan bir Türk boyudur. Karaçay ve Malkar adları bu Türk boyunun yaşadığı iki coğrafi bölgenin adıdır. Sovyet politikası gereği ikiye bölünerek ayrı cumhuriyetlere bağlanmıştır [1].

Son zamanlarda yapılan tarihi, antropolojik, ve sosyo-linguistik araştırmalar Karaçay-Malkarlıların Kuzey Kafkasya bölgesinde uzun yıllar hakimiyet kuran eski Türk kavimlerinden olduklarını göstermektedir. Kafkas halkları arasında Türk unsurunun en önemli bölümünü meydana getiren Karaçay-Malkar Türkleri 2000 yıldan beri Kuban ırmağının kaynak bölgesinde, Kafkasların zirvesi Elbruz dağının doğu ve batısında yer alan yüksek dağlık arazideki derin vadilerde yaşamaktadırlar.

Karaçay Türkleri için Leon No Tolstoy, “Elbrus dağı civarında Karaçay adlı asil ve cesur bir Türk kabilesi yaşıyordu” demektedir [2]. Kafkas bölgesinde yaşayan Türk ve Müslüman halkları gibi Karaçay-Malkar Türkleri de Ruslarla uzun süre mücadele yapmışlardır. Ancak 1828 tarihinde toprakları Ruslar tarafından işgal edildikten sonra münferit halde yurtlarını terk ederek Anadolu’ya ve diğer Müslüman ülkelerine göç etmeye başlamışlardır. 1854 tarihinde Karaçay-Malkar Türkleri, Kadı Muhammed Hubi’nin önderliğinde bağımsızlıkları için mücadele etmişlerdir. Tüm Kafkasya’da Şeyh Şamil’in önderliğinde başlayan hürriyet mücadelesi 25 yıl sürmüş ancak 1859’da Şeyh Şamil’in esir düşmesiyle bu mücadele son bulmuştur.

Ruslar Kuzey Kafkasyalıları zorla itaate mecbur ettikten sonra onları birbirinden ayırmak için her kabileye özel bir idare sistemi ihdas etmişlerdir. Bu idari tedbirler Karaçay-Malkar Türkleri için de bir felaket olmuştur. Verimli toprakları ellerinden alınarak buralara Ruslar yerleştirilmiş ve zulümler devam etmiştir. Bu haksızlıklara dayanamayan Karaçay-Malkar Türklerinin bir kısmı anavatan saydıkları Anadolu’ya 1862-1908 yılları arasında gruplar halinde göç etmişlerdir. Sultan II.Abdülhamit devrinde Anadolu’ya gelerek çeşitli illere yerleşmişlerdir.

Bugün Anadolu’da yaşayan Karaçay-Malkar Türklerinin sayısı 20-30 bin kadardır. Bunlardan 130 hanesi Afyonkarahisar şehir merkezinde, 150 hanesi Bolvadin ilçesi Gökçeyayla mahallesinde, 40 hanesi İscehisar ilçesi Doğlat köyünde yaşamaktadır. Karaçay- Malkar Türkleri yaşadıkları yerlerde halkın sevgisini ve güvenini kazanmışlardır. Kanunlara, gelenek ve göreneklerine bağlı, dürüst olmalarından dolayı yerleştikleri yerlerde saygı görmüşlerdir.

Karaçay-Malkar Türkleri Afyondan başka, Eskişehir il merkezinde, Çifteler ilçesinin ilçe merkezi ve Belpınar köyünde, Sivrihisar ilçesi Ertuğrul [Yakapınar] köyünde, Han ilçesinin Yazılıkaya, Akhisar, Gökçeyayla köylerinde,Mahmudiye ilçe merkezinde, Konya il merkezi ile Sarayönü ilçesinin Başhöyük beldesinde, Ankara il merkezi ile Gölbaşı ilçesinin Yağlıpınar köyünde, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi Eğrisöğüt köyünde, Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Emirler köyünde, Tokat’ın Reşadiye ilçesinin Çilehane, Sulusaray ilçesinin Arpacı Karaçay köylerinde, Yalova Çiftlikköy’de, İzmir’in Mehtap ve Bornova mahallelerinde yaşamaktadırlar.

DİL VE KÜLTÜR

Dilbilim araştırmaları Karaçay-Malkar dilinin ana çizgileriyle tipik bir Kıpçak Türkçe’si olduğunu ortaya koymaktadır. Son yıllara kadar gerek Türkiye’de gerekse Avrupalı Türkologlar arasında Karaçay Malkar Türkçe’si Karaçayca ve Balkarca şeklinde birbirinden farklı iki dil gibi gösteriliyor ve tanınıyordu. Bu yanılmanın en büyük sebebi ise bir çok Türkoloğun Karaçay-Malkarlılar arasında saha araştırması yapmadan onların dili hakkında daha önce yazılmış araştırmaları ve sözlükleri kaynak olarak almalarıydı. Yirminci yüzyıl başlarında Wilhelm Pröhle’nin Karaçay-Malkarlılar arasında yaptığı ve Keleti Szemle adlı dergide yayınladığı dil araştırmaları ve sözlükler bu yanılgıların ana kaynağı idi . Pröhle 1915 yılında Malkar bölgesinin Çerek vadisine gitmiş ve Malkar dili üzerine çalışmalarını Çerek vadisinde yapmıştır. Dolayısıyla Pröhle’nin topladığı materyaller Karaçay-Malkar dilinin Çerek diyalektini içine almaktadır. Pröhle, Bashan ve Çegem vadilerinde de araştırma yapsaydı orada konuşulan dilin Karaçay bölgesinde konuşulan dilden farklı olmadığını görecekti. Özet olarak Karaçay-Malkar dili iki ayrı dil değil, aynı dildir.

Karaçay-Malkar dili Türk dillerinin Kıpçak kolunun Kafkasya’daki güney bölümünü meydana getirir. Sovyet Türkologlarından A.N.Samoyloviç’in 1922 yılında Petrograd’da yayınlanan “Nekotorie depolneniyak klassifikatsi turetskih yazıkov” adlı eserinde Türk dilleri sınıflamasına göre Karaçay-Malkar dili Türk dillerinin z kolunun y bölümünün “tav, bol-, kalgan” grubuna girer. Buna göre Karaçay-Malkar dilinde eski Türkçe tag [dağ] yerine tav, olmak yerine bolmak, kalan yerine kalgan biçimleri kullanılır. Bunlardan başka Karaçay-Malkar dilinde ben yerine men biçiminin kullanılması , kelime başlarında d- yerine t-, g- yerine k- seslerinin kullanılması, y- sesinin c- sesiyle karşılanması da Kıpçak kolunun bir özelliğidir [3].

Sümerlerden kalan çivi yazılı metinler pek çok bilim adamı tarafından analiz edilmiştir. Bu analizler sonunda Sümerce sözcüklerden bir çoğunun Türk dilinde kullanılan sözcüklerin aynısı olduğu anlaşılmıştır. Keza Karaçay-Malkar Türk şivesinde bugün dahi kullanılan bazı deyimler ile sözcüklerin de aynı olduğu ortaya çıkmıştır. Mesela Gılgamış Destanında Malkar Türkçe’si ile şöyle bir deyim geçmektedir: “soyum eteyik” yani “hayvan keselim”.

Karaçay-Malkar Türklerinin tarih ve kültür mirası, Kafkasya’da diğer halkların ve Türk dünyasının kültüründen çok şey içermektedir. Bu durumu mitolojik hikayelerde, epik manzumelerde ve diğer folklorik ürünlerde, keza yüksek dağ zirvelerini, denizleri ve uçsuz bucaksız Avrasya bozkırlarını anlatan eski dinî rivayetlerde görmek mümkündür.

Kafkasya’da olduğu gibi Türkiye’de yaşayan Karaçay-Malkar Türkleri de dil, kültür, gelenek ve göreneklerini devam ettirmektedirler.

KARAÇAY-MALKAR TÜRKLERİNİN EDEBİYATI VE FOLKLORU

Türkiye'nin diğer illerinde olduğu gibi Afyonda yaşayan Karaçay-Malkar Türkleri, çeşitli ülkelerde yaşayan Karaçay Türkleri ile bağlarını koparmadan, dil, kütür, gelenek ve göreneklerini sürdürmektedirler.

Halk İnançları

Halk inançlarından örnekler verelim.

Kızların gelin olmaları 18 yaşın altında pek olmaz.
Akraba evliliği yoktur.
Askerliğini yapmayan genç evlendirilmez.
Karaçay Balkar Türklerinde gelin alınırken “kalın” adı verilen ve ihtiyar heyetince önceden belirlenen bir para kız evine verilir.
Gelin, kaynanasına “ana”, kayın pederine “ata” der. Eşinin ismini söylemez. Büyük kaynının ve görümcesinin de ismini söylemez “falanın babası “diye hitap eder.
Büyük kardeş evlenmeden küçük kardeş evlenmez.
Kadın, yoldan geçen erkeğin kesinlikle önünü keserek geçmez. Erkek geçinceye kadar bekler.
Erkek, binek hayvanı üzerindeyken bir kadın görürse hemen aşağı iner. Binek hayvanının üzerinde kadının yanından geçmek ayıp karşılanır.
Kadının yanında hayvana bile dayak vurmak hakaret sayılır.
Köylerde çocuğun ilk dişi çıktığında “Cırna” adı verilen buğday veya mısırdan yapılan hedik komşulara bir tabakla dağıtılır. Komşular da tabağı geriye gönderirken boş göndermezler.
Çocuğun dişi gelişigüzel bir yere atılmaz, ayak basmayacak bir yere gömülür.
Çocuğun ilk saçı kesildiğinde bu saç bir şeye sarılır, anası ölünceye kadar bu saçı saklar.
Karaçay- Balkar Türklerinde taş, ağaç, su ve kurt kutsallığını sürdürür.
Rüyada ,ölmüş birinden bir şey almak iyi, ölüye bir şey vermek kötü sayılır.
Ölü evinde 3 gün ateş yakılmaz. Ölü evine komşular ve akrabalar tarafından yemek getirilir.

EDEBİYAT VE FOLKLOR ÜRÜNLERİ

Dini Manzumeler, Küvle [Ağıtlar], Algış [övgü] ve Kargışlar [Beddualar-yergiler], Nart Efsaneleri-masallar, Cır [Türkü, şiir, Mani], Nart Sözle [Atasözleri], Elberle [Bilmeceler], Batıl inanışlar, Düğünler [toy]

DİNİ MANZUMELER

Karaçay-Malkar Türkleri dini manzumeleri büyüklerinden dinlemek suretiyle nesilden nesle aktararak bu güne kadar getirebilmiştir.

Yusuf Haçır’in dini konulardaki manzumelerinden başka, Kazım Meçi’nin yazmış olduğu Mevlit, Manzum şekilde 100 beyitte anlatılan 32 Farz, Cennet-Cehennem manzumeleri, Hadiselerin konu edildiği manzumeler, ilahiler halkın dilinde dolaşmaktadır.

Aşağıda vereceğimiz dini manzume Afyon şehir merkezinde oturan Gökçeyayla köyünden 1341 doğumlu Ebubekir Çeken [Hoca]tarafından yazılmış, 31.10.1998 tarihinde yazan kişiden derlenmiştir. 28.02.2000 yılında bu değerli kişi Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Rahmet ve minnetle anıyoruz.

“Bek sıylı, bek bağalı cuvuk, teñ, müsliman din karnaşlarım; Keslerigizge, egeçlerigizge, karnaşlarıgızğa, kızlarıgızga, caşlarıgızga, giccelerigizge,kartlarıgızğa, salam bolsun har barğızğa.!”
 
Allahüzülcelali kibriyadan
Mölekleden Enbiya’dan
Evliya’dan Asfiya’dan
Salam bolsun sizlege
Salam bolsun bizlege.
Adamladan Cinleden
Caratılğan canladan
Soltanladan Hanladan
Salam bolsun sizlege.
Özenleden, tavladan
Ölgenleden savladan
Ağıp barğan suvladan
Salam bolsun sizlege.
Ağaçladan taşladan
Miyikleden başladan
Kanatlıladan kuşladan
Salam bolsun sizlege.
Tengizleden kölleden
Cañurladan selleden
Ullu gicce celleden
Salam bolsun sizlege.
Kışladan hem cayladan
Künleden hem ayladan
Boşlukdan uzayladan
Salam bolsun sizlege.
Keçeleden kündüzleden
Kökleden culduzladan
Cannetleden hur kızladan
Salam bolsun sizlge.
Mekkâdan Medina’dan
Ârafatdan Mina’dan
Tur Tavu’ndan Sinâ’dan
Salam bolsun sizlege.
Miraç’dan İsra’dan
Nur tavundan Hıra’dan
Ravzai Mutahhara’dan
Salam bolsun sizlege.
Merve Zemzem Safa’dan
Ahmed Yasin Taha’dan
Muhammed Mustafa’dan
Salam bolsun sizlege
Salam bolsun bizlege.
Regaip’den Berat’dan
Barzah’dan Arasad’dan
Mizan’dan hem Sırad’dan
Salam bolsun sizlege
Salam bolsun bizlege.
On segiz miñ alemden
Levh Mahfuz’dan Kalem’den
Kitabullah Kelam’dan
Salam Bolsun sizlege
Salam bolsun bizlege
Salam bolsun savlay müslimanlağa
   
“Çok soylu, çok değerli, akraba, akran, Müslüman din kardeşlerim; Kendinize, kız kardeşlerinize, erkek kardeşlerinize, kızlarınıza, oğlanlarınıza, küçüklerinize, ihtiyarlarınıza, selâm olsun hepinize!”
 
Allahüzülcelali Kibriyadan
Meleklerden Ebbiya’dan
Evliya’dan Asfiya’dan
Selâm olsun sizlere
Selâm olsun bizlere
İnsanlardan Cinlerden
Yaratılan canlardan
Sultanlardan Hanlardan
Selâm olsun sizlere.
Düzlüklerden dağlardan
Ölenlerden sağlardan
Akıp giden sulardan
Selâm olsun sizlere
Ağaçlardan taşlardan
Yükseklerden doruklardan
Kanatlılardan kuşlardan
Selâm olsun sizlere
Denizlerden göllerden
Yağmurlardan sellerden
Büyük küçük yellerden
Selâm olsun sizlere
Kışlardan hem yazlardan
Günlerden hem aylardan
Boşluktan uzaylardan
Selâm olsun sizlere.
Gecelerden gündüzlerden
Göklerden yıldızlardan
Cennetlerden huri kızlardan
Selâm olsun sizlere.
Mekke’den Medine’den
Arafat’tan Mina’dan
Tur Dağı’ndan Sina’dan
Selâm olsun sizlere.
Miraç’dan İsra’dan
Nur dağından Hira’dan
Ravza-i Mütahhara’dan
Selâm olsun sizlere
Merve, Zemzem, Safa’dan
Ahmet, Yâsin, Taha’dan
Muhammet Mustafa’dan
Selâm olsun sizlere
Selâm olsun bizlere.
Regaip’den Berat’tan
Barzah’dan Arasat’tan
Mizan’dan hem Sırat’tan
Selâm olsun sizlere
Selâm olsun bizlere.
On sekiz bin âlemden
Levh, Mahfuz’dan Kalem’den
Kitabullah Kelâm’dan
Selâm olsun sizlere
Selâm olsun bizlere
Selâm olsun bütün Müslümanlara.

KÜVLE [AĞITLAR]

Türkiye Türkçesinde ağıtlar Karaçay Malkar Türk edebiyatında "Küv" olarak adlandırılır. Acılı her olaydan sonra ağıt yakılmıştır.

ALGIŞ [ÖVGÜ] VE KARGIŞLAR [YERGİLER]

Türkiye Türkçesinde övgü, dua ve beddua, yergi kelimelerinin karşılığı olan Algış ve Kargışlar Karaçay-Malkar halk edebiyatı ürünlerindendir.

Algış: Yeni bir işe başlanıldığında, ev veya ev eşyası alındığında, düğünlerde gelin ve damadın büyüklerinin ellerini öpmeye gittiklerinde manzum şekilde kafiyeli şiir türünde veya tek mısra halinde söylenen duadır. Daha çok manzum şekilde söylenir.

ALGIŞ
 
Algışıbıznı allın Bismillah bıla başlayık
Anı bıla şaytannı şaytanlıknı taşlayık
Sansız sanavsuz mahdav Ullu Allah’ha bolsun
İçleribiz iyman bıla igilik bila tolsun
Sıylı kulu Paygambarga salat salam bereyik
Kıyamat kün biz anı şafaatın tileyik
Hayırlı işle etib kuvanayık küleyik
Ullu Allah’ıbızdan igilikle tileyik
Har türlü kıyıllıkdan Allah’ıbız korusun
Nasıb etsin eki dünya igiliklerini barısın
Tınç esen rahat caşasın devletibiz elibiz
Birbirine carık bolsun cüregibiz kölübüz
Hayır bolsun ong bolsun savlay tuthan işleri
Har işge ceter bolsun karuvları küçleri
Tüşmanına cavuna küçlü bolsun teyagı
Cıgılmasın abınmasın taşha tiymesin ayagı
Tişin bileb kelgenge citi bolsun biçagı
Karuvsuzga ongsuzga açık bolsun kuçagı
Tüz cürüsün ong aylansın kız caş telikanlıbız
Sav esen kuvançlı bolsun sabiy,kart,sakallıbız
Kelinle keltirib kızla çıgarıb köb kuvançla eteyik
Har barısını da hayırlı muratlarına ceteyik
Alda aylangan elibizni ulluları kartları
Bılay bolsun eki dünyada körrük kıyıllıkları
Cangı kuralgan bu üv da tolu bir üv bolsun
Halalından hayırlısından mardası bek bay bolsun
Kolları çomart bolsun erkin bolsun aşavu
Algışlada aytılırça tatlı bolsun caşavu
Akıllı,cigit,ciger köp caşı,kızı bolsun
Caşagan dünyalarını tatuvu tuzu bolsun
İgi tilekleribiz kabul bolsun da cetsin
Men algış ete bilmeyme Allah algışlık etsin

Ebubekir ÇEKEN
Gökçeyayla,1996
 
DUA

Duamıza önce Bismillah ile başlayalım
Onun ile şeytanı şeytanlığı taşlayalım
Sayısız övgüler Ulu Allah’a olsun
İçlerimiz iman ile iyilik ile dolsun
Soylu kulu Peygambere selat-selam verelim
Kıyamet günü biz onun şefaatini dileyelim
Hayırlı işler yaparak sevinelim gülelim
Ulu Allah’ımızdan iyilikler dileyelim
Her türlü felaketten Allah’ımız korusun
Nasip etsin iki dünya iyiliklerinin hepsini
Huzurlu,rahat yaşaşın devletimiz yurdumuz
Birbirine yakın olsun yüreğimiz gönlümüz
Hayır olsun iyi olsun bütün tuttukları işleri
Her işe yeterli olsun kuvvetleri güçleri
Düşmanına küsüne güçlü olsun sopası
Düşmesin tökezlemesin taşa değmesin ayağı
Dişini bileyerek gelene keskin olsun bıçağı
Kuvvetsize,güçsüze açık olsun kucağı
Düz yürüsün doğru olsun kız,oğlan delikanlımız
Sağ,esen kıvançlı olsun çocuk,yaşlı, sakallımız
Gelinler getirip kızlar çıkararak çok övünelim
Her hepsinin de hayırlı muratlarına erelim
Önde yürüyen yurdumuzun uluları yaşlıları
Böyle olsun iki dünyada en kötü günleri
Yeni kurulan bu ev de dolu bir ev olsun
Helalinden,hayırlısından çok zengin olsun
Elleri cömert olsun bol olsun yiyecekleri
Dualarda söylenecek gibi tatlı olsun hayatları
Akıllı,yiğit,becerikli çok oğlu ,kızı olsun
Yaşadıkları dünyalarının tadı tuzu olsun
İyi dileklerimiz kabul olsun da yetsin
Ben dua etmeyi bilmiyorum Allah dualık etsin

Ebubekir ÇEKEN
Gökçeyayla,1996

Kargış: Beddua anlamına gelir. Manzum, kafiyeli ve mısra halinde olanları da vardır.

NART DESTANLARI-COMAKLA [DESTANLAR-MASALLAR]

Nartlar Kafkas mitolojisine göre bugünkü Kuzey Kafkasya halklarının ataları sayılan efsanevi insanlardır. Efsanelere göre Nartlar atı evcilleştirmişler, demiri bulmuşlardır. Nartlar mertliğin, cesaretin, iyiliğin ve Kafkas kültürünün sembolüdürler. Son derece akıllı ve usta savaşçılar olan Nartlar, insanüstü varlıklar olan Emegenleri [devleri] kaba kuvvetle değil, ince zekaları ve kurnazlıklarıyla yenmektedirler.

Karaçay-Malkar Nart efsanelerinin başlıca kahramanları ve özellikleri:

Debet: Nartların demircisi olan Debet, Gök tanrısı ile Yer tanrısının oğludur. Tanrılar ilk önce Debet’i yaratmışlardır. Diğer Nartlar Debet’ten türemişlerdir. Tanrıların oğlu olan Debet’in kalbi ve kanı ateşten yaratılmıştır. Debet sadece ilk Nart değil, aynı zamanda Nartların ilk öğretmenidir. Tanrılar Debet’i Elbrus Dağı’nın eteklerinde yarattığı için Debet, demiri ve çelik yapımını orada öğrenmiştir. Debet, demir ve diğer madenlerin dilini bilmekte, onları kendi çıplak elleriyle kolayca işleyebilmektedir. Ayrıca kuşlar ve diğer yabani hayvanlarla konuşabilme yeteneğine sahiptir. Kılıç, balta, ok, mızrak gibi silahları ve silah işlemeyen zırhları ilk defa Debet yapmıştır. Nartların demircisi Debet’in yaptığı silahlar göktaşı [meteor] alaşımlıdır.

Debet vasıtasıyla anlatılan “demir” kültünün, Karaçay-Malkar Nart destanlarında olduğu gibi bütün Türk destanlarında da olması dikkat çekici bir husustur.

Satanay [Satanay Biyçe]: Satanay Biyçe’nin babası güneş tanrısı, annesi ise ay tanrısıdır. Tanrıların kızı olan Satanay Biyçe güzelliğin ve bilgeliğin sembolüdür. Doğa üstü güçleri ve birtakım sihirli silahları vardır. Tehlikeleri önceden sezerek nartları uyarmaktadır.

Örüzmek: Nart Örüzmek gökten düşen bir meteor kayasından doğmuştur. Bir dişi kurt Örüzmek’i alıp kendi sütüyle beslemiştir. Daha sonra Debet onu alıp Nartların ülkesine götürmüştür. Lider olan Örüzmek Satanay Biyçe’nin kocasıdır.

Emegenler [Devler] Nart Örüzmekten çok korkarlar.

Sosuruk [Sosurka]: Nart Sosuruk, bir granit parçasından doğmuştur. Bu yüzden Karaçay-Malkar Türkleri granite “soslan taş” derler. Sosuruk’un taştan doğmasıyla ilgili motif, Dede Korkut destanlarındaki Tepegöz’ün doğuşuna benzemektedir. Sosuruk doğduğu zaman bir kor halindedir. Nartların demircisi Debet, kor halindeki Sosuruk’u dizlerinden bir kıskaçla tutup suya batırır ve onu çelikleştirir. Bunun için Nart Sosuruk’a hiçbir kesici ve delici silah işlemez. Zeki ve kurnazdır.

Alavgan: Nartların demircisi Debet’in dokuz oğlundan en büyüğüdür. Alavgan çok iri yapılı olduğu için Nart kadınlarından eş bulamamış bir dev [emegen] kadınla evlenmiştir. Çok Emegen [dev] öldürmüştür. Hatta devlerin yemek kazanını çalarak Nartlara getirmiş, efsanelere bu kazanın içine kırk tane öküzün eti sığmıştır.

Karaşavay: Nart Alavgan’ın oğludur. Annesi bir devdir. Doğduğu zaman babası Alavgan onu alıp Elbruz dağına götürmüş, orada saklamıştır. Çocuk burada Elbruz dağının buzlarını emerek büyür. Satanay Biyçe bu çocuğu usta bir okçu olarak yetiştirir. Karaşavay’ın doğuşu ve çocukluğuyla ilgili motiflerin benzeri Altay Türklerindeki “Maaday- Kara” destanında vardır.

Karaşavay, istediği zaman havayı soğuğa ve sıcağa dönüştürebilme gücüne sahiptir. Karaşavay ve atı Gemuda, istedikleri kılığa girmekte ve görünüşlerini değiştirebilmektedir. Karaşavay’ın atı Gemuda, bir deniz atıdır. Denizin derinliklerinden gelmiştir. Solungaçları vardır. Atla ilgili benzeri motifler Türk destanlarının çoğunda vardır. Sözgelimi, Başkurtların “Ak-Boz at”ı ve Köroğlu’nun “Kırat”ı denizin derinliklerinden gelmişler ve onlarda ölümsüzlük suyunu içtiklerinden sonsuza kadar yaşayacaklardır.

Destanlar, masallar Karaçay-Malkar Türk edebiyatında geniş yer tutar. Ayrıca Fabl türünde de pek çok örnekler verilmiştir. Bilhassa gençlere ve çocuklara ders çıkarmaları için her konuda fabl yazılmıştır. Bu fabllarda bütün hayvanların yanı sıra ağaçlar, taşlar da konu edilmiştir. Osman Bala [Balalanı Osman]ın fabllarından bir örnek:

EMEN TEREK

 
Kaya başı künlüm betde,
Butakların kökge tireb
“Ömürde da bügülmem”deb
Orun algand emen terek.
Süeledi pelivança
Cayğandı ol kuçağın keñ
Teren iyib tamırların
Bolmaz degença manña teñ.
Caşaydı ol ösedi terk
Aşın suvun elpek tabıb.
Kün körgüstmeyd kayınçıkga
Avanasın anña cayıb.
Köb termildi kayınçık
Butakçıkların kermey.
Emen terekni tübünde
Soluv tabmay kün körmey.
Ma bir kün’a otunçu caş
Künlüm sırtha örleb keldi.
Nazik kayınnı katında
Ullu emen terek kördü.
Kesib avdurdu Emenni
Gida bla terk-terk sermeb.
Tört carğanla etib cıydı
Bir “Kökbaşha” cükge tergeb.
Ol künden beri kayınçık
Teren iydi tamırların.
Çaykaladı biyik töşde
Erkin uzatıb sanların.
Allay emenme degen kim bolsa da
Ne biyik töşge çığıb oltursa da
Ömürde da men bügülmem demesin
Cütü gida cetse, avarın bilsin.

MEŞE AĞACI
 

Kaya başı gün doğu yamaçta
Budaklarını göğe dayamış
“Hayatta bükülmem” diye
Dikilmişti meşe ağacı.
Dikeliyor pehlivan gibi
Yaymış o kucağını geniş
Derine Salmış damarlarını
Kimse bana den değil der gibi.
Yaşıyor o büyüyor çabuk
Aşını, suyunu bol bularak
Güneşi göstermiyor Kayın ağacına
Gölgesini ona örterek.
Çok arzu etti Kayın ağacı
Budaklarını germeye
Meşe ağacının altında
Nefes almaya güneş görmeye
İşte bir gün oduncu çocuk
Gün doğu yamaca tırmanıp geldi
Nazik Kayın ağacı yanında
Ulu Meşe ağacını gördü.
Kesip devirdi Meşe ağacını
Nacak ile çabuk çabuk
Dörde bölüp topladı
Bir “Gökbaşa” yük yapmaya.
O günden beri Kayın ağacı
Derine Saldı damarlarını,
Sallanıyor yüksek yamaçta
Rahat uzatıp vücudunu.
Öyle Meşeyim diyen kim olursa
Ne kadar yüksek yere çıkıp otursa da
Hayatta ben bükülmem demesin
Keskin nacak deyince yıkılacağını bilsin.

CIR: Türkiye Türkçe’siyle türkü, şarkı, şiir karşılığıdır. Cırlar konularına göre adlandırılırlar. Tarihi cırlar, avcılık cırları, kahramanlık cırları, aşk cırları, tabiatla ilgili cırlar, beşik cırları[ninniler], nükteli ve mizahlı cırlar şeklinde adlandırılabilir.

Aşk şarkılarına bir örnek:

AK BAYRAM

 
Men bek süygen ak bayramda,
Sen bek süygen ak bayramda,
Cangı cıl endi cetedi.
Uzakda bolsam da kesim,
Tansıklık küçlegen esim,
Senibla uşak etedi.
Kök da akdı cer da akdı
Kar suvukda cumuşakdı
Karda atıngı cazama
Suvuk bolsa barmak uçum
Atıngı cazganı uçun
Erinlerime salama.
Caşav degen süymeklikdi
Colu tüzdü bırda tikdi
Seni süygenli bilgenme
Bildim cüregimi küçün
Seni bek süygeni üçün
Anı da artık süygenme

AK BAYRAM

Çok sevdiğim ak bayramda
Çok sevdiğin ak bayramda
Yeni yıl şimdi geliyor
Uzakta olsam da kendim
Özleminle dolu yüreğim
Seninle sohbet ediyor.
Gök de aktır ,yer de aktır
Kar soğuktur,yumuşaktır
Karda ismini yazıyorum
Üşüyünce parmak ucum
İsmini yazdığı için
Dudaklarıma koyuyorum .
Hayat denilen sevgidir
Yolu düzlük hem de diktir
Seni sevince anladım
Bildim yüreğimin gücünü
Seni çok sevdiği için
Onu daha fazla seviyorum.

Gençlere öğüt vermek için söylenen şarkılara bir örnek

KART ATAMI OSUYATI

Çuvak kökden kölek tigib kiyseñ da
Culduzladan tüyme etib tikseñ da
Sen ıylıkma atañ kiygen kiyimden
Kabdalında anı halı tüymeden
Sen ıylıkma toprak başlı üyleden
Sen ıylıkma atañ ösgen tiyreden
Seni sıyın, namısıñ da alada
Caşasañ da nakut, nalmas havada.
Çiy altından çuruklanı kiyseñ da
Canıñ savdan esgertmeñi körseñ da
Sen ıylıkma atañ kiygen çabırğa
Aktuvlarıñ sanña kazar kabır da.
Başha halknı töben etib küreşşeñ
Tukum saylab halknı eki üleşşeñ
Ana tilni uçuz etib söleşşeñ
Adamlığıñ cokdu anña ıylık sen.
Bir oñsuznu ayak tübge tepleseñ
Sıysız işni etgellege sıy berseñ
Colovçuğa satıb berseñ ayrannı
Tavlu tülse kim eseñ da bil anı.
Çağır içib “Tavluma!” deb kıçırsañ
Cutluğuñ bla dünya malğa satılsañ
Namıs, adeb kete barır senden keñ
Sağış eta bu zatlağa ıylık sen.

DEDEMİN VASİYETİ

Gök yüzünden gömlek dikip giyden de
Yıldızlardan düğme yapıp diksen de
Sen utanma babanın giydiği giysiden
Kaftanında onun iplik düğmeden.
Sen utanma toprak başlı evlerden
Sen utanma babanın büyüdüğü çevreden
Senin soyluluğun, namusun da onlarda
Yaşasan da yakut, elmas havada.
Som altından ayakkabı giysen de
Sağlığında heykelini görsen de
Sen utanma babanın giydiği çarıktan
Akranların sana kabir kazarlar.
Başkalarını aşağı görüp uğraşsan
Soyluyum diye halkı ikiye bölsen
Ana dilini hor görüp konuşursan
İnsanlığın yoktur ondan utan sen.
Bir güçsüzü ayak altına alsan
Kötü işi edenlere ödül versen
Yolculara satıp versen ayranı
Dağlı değilsin sen kimsin bil onu.
Şarap içip “Dağlıyım!” diye haykırsan
Açgözlülüğünle dünya malına aldansan
Namus, edeb çok uzaklaşır senden
Kaygılanarak bu şeylerden utan sen.

Karaçay-Malkar Türklerinde “Bellav” ya da “Beşik cır” olarak adlandırılan ninniler, çocukları iyiliğe,doğruluğa, yiğitliğe özendirici sözlerdir.

NART SÖZLE [ATASÖZLERİ] [4]: Karaçay-Malkar Türkleri arasında sıkça kullanılan ve Nart Sözle denilen atasözleri çoktur.

Örnekler:

1. Ağaç adamğa altındı, issilikge salkındı..
[Ağaç insana altındır, sıcaklığa gölgedir]

2. Alimden hat kalır, temirden tot kalır.
[Alimden hat kalır, demirden pas kalır.]

3. Aman adam etegiñden tutsa, kes da kaç.
[Kötü insan eteğinden tutarsa, eteğini kes de kaç.]

4. Birevnü börkün alsan, börküñe sak bol.
[Başkasının kalpağını alırsan , kendi kalpağını iyi koru]

5. Cığılğannı sırtı cerden toymaz.
[Yenilenin sırtı yerden doymaz]

6. Çkırılmağan cerge barma, çakırılğan cerden kalma.
[Çağırılmadığın yere gitme, çağrıldığın yere gitmeden kalma]

ELBERLE [BİLMECELER] [5]

1. Tavuş etmey söleşgen, halkga akıl üleşgen [kitap]
Ses çıkarmadan konuşan, halka akıl dağıtan [kitap]

2. Töp tögerek top kibik, içi kızıl ot kibik. [Harbuz]
Yusyuvarlak top gibi, içi kırmızı ateş gibi [karpuz]

3. Ne barama barama, balta uzunu baralmayma. [beşik]
Gece gündüz giderim, bir balta boyu yol gidememem[beşik]

BATIL İNANIŞLAR

Baykuşun ötmesi hoş karşılanmaz.
Aynanın kırılması hoş karşılanmaz.
Kapı eşiğine basan insanın rızkının kesileceği inancıyla eşiğe basılmamasına özen gösterilir.
Ölü evinden çıktıktan sonra bir başka eve misafirliğe gidilmez.
Ölü evi için yapılan yemeği bir başka eve götürmek uğursuzluk getirir.
Misafir yola çıktıktan sonra arkasından ev süpürmek uğursuzluk getirir.
Cuma günü ev süpürmek,çamaşır yıkamak uğursuzluk getirir.
Küçük çocuğun boyunu ölçerken karış kullanmak uğursuzluk getirir.

TOY [DÜĞÜN]: Düğünlere Toy adı verilir. Evlenenler, askere gidenler, askerden gelenler için Toy yapılır. Toylayda yemekler yenildikten sonra Kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk hepsi bir arada bulunur. Toy meydanda ya da geniş bir salonda yapılır. Misafirlere ayrı bir özen gösterilir. Baş köşeye oturtulur. Kafkas oyunları ortada oynanır. Herkes bu oyunlara katılır. Genç, ihtiyar, kadın, kız ve çocuklar oyunları ortada sergilerler.

DİPNOTLAR

1 Tavkul,Ufuk,Kafkasya Dağlarında Hayat ve Kültür,Ötüken Y,İstanbul,1993.
2 Aslanbek Mahmut,Karaçay-Malkar Türklerinin Faciası,Çankaya Matbaası, Ankara,1952.
3 Türk Ansiklopedisi,Milli Eğ.Basımevi,Ankara,1974,21.C.
4 Malkar Nart Sözle,Kabartı-Malkar İlmu-İzlem İnstitut,Kabartı-Malkar K.Bas., Nalçik, 1965
5 Culablanı Üzeyir,Ertte Birev Bar edi, “Nart” Kitap Basma,Nalçik,1991.
6 Birleşik Kafkasya Dergisi, Eskişehir [Değişik sayıları]
7 Balkan Vedat , Karaçay-Malkar Türk Edebiyatından Kazim Meçi, Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserlerinden Örnekler, AKÜ Sos.Bil.Ens. [Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi] Afyon,1997.

 

TRANSLATE
AFYON'DA KARAÇAY-MALKAR TÜRKLERİNİN VARLIĞI
AFYON'DA KARAÇAY-MALKAR TÜRKLERİNİN VARLIĞI
Rastgele içerik

Yorum ekle

Kullanıcı girişi yapmadan yorum eklerseniz, yorumunuz yönetici onayından geçecektir.


Güvenlik kodu
Yenile

2007-2010 © Tüm Hakları www.kamatur.org sitesine aittir.
Üçüncü şahıs ve kuruluşlar her türlü materyali sitemizi kaynak göstermek şartıyla kullanabilirler.

Aksi takdirde Telif Hakları Yasasına göre gerekli işlemlere başvurulacaktır.

Buradasınız: Makaleler Kültür AFYON'DA KARAÇAY-MALKAR TÜRKLERİNİN VARLIĞI